Skip links

ÜNİTER PATENT SİSTEMİ’NDEKİ GELİŞMELER

Son yılların en çok konuşulan patent konularından biri olan Üniter Patent Sistemi’nin yasal temelleri 2012 ve 2013 yıllarında yürürlüğe giren 1257/2012 ve 1260/2012 sayılı Avrupa Birliği (AB) Tüzükleri ile atılmıştı. Uzun yıllar süren çalışmalar ve tartışmalardan sonra artık yeni sistemin uygulama aşamasında bulunuyoruz. Yurt içinde ve yurt dışında daha önce kapsamlı hazırlık ve bilgilendirme çalışmaları yapılan ve 01.03.2023’te başlayıp 31.05.2023’te sona eren geçiş süreci sonrasında nihayet 01.06.2023 itibariyle yürürlüğe giren Üniter Patent (UP) sistemiyle ilgili bu yazımda, süreçteki gelişmeler ve uygulamanın ne şekilde yürütüldüğü konusunda genel bir değerlendirme sunmak istedim.

Avrupa Patent Sözleşmesi’nin imzalandığı 10 Ekim 1973’ten bu yana geçen 50 yıllık süreçte Avrupa Patent (EP) sistemindeki en önemli gelişme kabul edilen Üniter Patent sistemi, patent sahiplerine, şu anda sistemin geçerli olduğu 17 AB ülkesinde tek bir başvuru ile patent koruması, daha az maliyetli ve hızlı işleyiş, Üniter Patent Mahkemesi (UPC) kanalıyla hukuki kesinlik ve yeknesaklık ile daha güvenilir bir sistem vadediyor.

01.06.2023’te UP’nin yürürlüğe girmesinin ardından 06.12.2023 tarihine kadar Avrupa Patent Ofisi’ne 15.441 UP talebi ulaşmış olup bunların 15.063 adedi onaylanmış görünüyor. İlk talepler 3 aylık geçiş sürecinde, Mayıs 2023 sonuna kadar iletilen ön taleplerden oluşmakta olup, alınan yaklaşık 800 talebin yaklaşık 600’ü Avrupa Patent Ofisi (EPO) tarafından onaylanan Üniter Patentler olarak Haziran ayının ikinci yarısında Avrupa Patent Bülteni’nde yayımlanmıştır.

Üniter Patent ile ilgili güncel sayıların takibi ve artan talebin görülmesiyle yeni sistemi özendirmek adına EPO, UP göstergelerine ilişkin tabloların paylaşıldığı bir sayfa oluşturmuştur. Söz konusu istatistik tabloları EPO tarafından günlük olarak güncellenmektedir. İlgili sayfada alınan UP talebi sayısı; değerlendirme aşamasında olan, onaylanan ve reddedilen taleplerin sayısı; hangi ülkelerden taleplerin geldiği; gelen taleplerin Uluslararası Patent Sınıflandırması (IPC)’na göre hangi teknik sınıfa dahil olduğuna dair bilgiler yer alıyor. Bunun yanı sıra UP talebi için seçilen dillerin oranı ve UP için şimdilik zorunlu olan ikinci bir dilde iletilen tarifname çevirileri için tercih edilen AB dillerine ait veriler de sayfada paylaşılıyor. Bu bilgilere en yeni eklenen veri ise aylık olarak güncellenecek olan en çok UP talebinde bulunan ilk 25 firmanın listesidir. Söz konusu bilgilere https://www.epo.org/en/about-us/statistics/statistics-centre#/unitary-patent bağlantısından ulaşabilirsiniz.

Bu bilgilendirmenin ardından EPO’nun yayınladığı üniter etki taleplerine ilişkin istatistiklerdeki verilere bakabiliriz.

Öncelikle gelen talep sayılarına bakıldığında Mayıs 2023 sonuna kadar alınan toplu ön taleplerin ardından aynı yılın Haziran ve Temmuz aylarında hızlı bir artış gerçekleştiği görülmektedir. Takip eden aylar da göz önünde bulundurulduğunda EPO’ya aylık yaklaşık 2500 UP talebi yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca onaylanan UP talepleri değerlendirildiğinde 15.441 UP talebinin 15.063 adedinin onaylanmış olması kabul sayısının yüksek olduğunu göstermektedir. Bunlara ilaveten, EPO’nun kayıt sistemi üzerinden UP taleplerinin geliş tarihi ve onaylanma tarihleri sayfada net olarak görüntülenebilmektedir. UP talepleri incelendiğinde, genel olarak EPO’ya ulaşan taleplerin 7 ila 10 gün içinde onaylandığı görülmektedir. Yani sistem yürürlüğe girerken vadedilen hızlı ve kısa sürede sonuçlanan başvuru sürecinin işlediği anlaşılmaktadır. Bunun nedenlerinden birisi, gelen taleplerin EPO’da, UP için özel olarak oluşturulan ekip tarafından hızlıca işleme alınıp değerlendirilmesidir.

Üniter etki talep eden ülkelere bakıldığında en yoğun talebin AB üyesi ülkelerden geldiği; ikinci sırada ABD’nin yer aldığı ve ABD’yi takiben Çin, Güney Kore, Japonya’nın önü çektiği Asya ülkelerinin de üçüncü sırada yer aldığı görülmektedir. Türkiye’ye baktığımızda ise ülkemizden EPO’ya iletilen 24 adet UP talebi olduğu tespit edilmiştir. Aşağıda yer alan tabloda ise en çok UP talep eden firmalar görülmektedir. İlk sırada Almanya merkezli SIEMENS AG, ikinci sırada ABD’den JOHNSON & JOHNSON ve üçüncü sırada ise İsveç’ten L M ERICSSON AB yer almaktadır. İlk üçü takip eden diğer firmalar arasında Qualcomm, Inc., Samsung Group, Volvo AB, Huawei Technologies Co. Ltd., Loreal SA, Royal Philips, Philip Morris International, Tata Group gibi firmalar bulunmaktadır.

IPC sınıfına göre hangi alanlarda en çok üniter etki talep edildiğine bakarsak önde gelenin % 11.4’lük oran ile tıbbi teknolojiler sektörü olduğunu görüyoruz. Bunu % 6’lık oran ile inşaat mühendisliği alanı ve % 5.5’lik oran ile ulaşım sektörünün takip ettiği görülüyor. Ayrıca ölçüm sistemleri, elektrikli araçlar & elektrik enerjisi, bilgisayar teknolojileri ve ilaç sektörü de en çok tercih eden diğer alanlar olarak görünüyor.

Bu verilerin yanı sıra EPO’nun yayınladığı istatistiklerde prosedürel süreçle ilgili olan dil konusuna da değinmekte fayda var. UP talebinin resmi EP dillerinden birinde yani İngilizce, Almanca veya Fransızca olarak yapılması gerekmektedir. Yani prosedür dili bu dillerden biri olmalıdır. Buna ek olarak talebin iletimiyle birlikte veya UP talebinin yapılmasından itibaren 1 aylık süre içinde tarifnamenin, başvuru sürecinde kullanılan prosedür dili dışındaki bir dile çevirisinin de EPO’ya sunulması gerekmektedir. İletilen bu çevirinin hukuki bir geçerliliği bulunmamakta, çeviri sadece bilgi amaçlı istenmektedir. İkinci bir dilde çevirinin sunulması zorunluluğu şu anda 6 yıl olarak belirlenen geçici bir süre için geçerlidir. Eğer gerekli görülürse, bu süre 6 yıl daha uzatılabilecektir. Çeviri iletiminde dikkat edilmesi ve uyulması gereken 2 husus bulunmaktadır: Birincisi, prosedür dili Almanca veya Fransızca ise tarifnamenin İngilizce’ye çevirisinin iletilmesi; ikincisi, prosedür dili İngilizce ise tarifnamenin AB üyesi ülke dillerinden herhangi birine çevirisinin iletilmesi gereklilikleridir.

Bahsedilen gerekliliklerin uygulamaya nasıl yansıdığına, EPO verilerine göre en çok tercih edilen başvuru prosedür dilinin % 79.9 oranı ile İngilizce olduğu görülmektedir. İkinci tercih edilen dil % 20.9 ile Almanca olurken, Fransızca % 6.2 oranında prosedür dili olarak tercih edilmiştir. Çeviri iletimi için ikinci bir dilde çeviri iletimi zorunluluğuna istinaden en çok tercih edilen ikinci çeviri dilinin ise UP’ye üye olmayan İspanya’ya ait olduğu görülüyor. İkinci çeviri dili olarak İspanyolcayı; İngilizce, Almanca, Fransızca ve İtalyanca takip ediyor. Bunların aynı zamanda UP öncesinde EP geçerlilikleri için en çok tercih edilen ülkelerin dilleri olduğu görülmektedir. İspanyolcanın çeviri dili olarak ilk sırada yer alması ise, İspanya’nın UP’ye üye olmaması nedeniyle patent koruması için bu ülkede ayrıca EP geçerlilik yapılmasının gerekmesi ve Londra Sözleşmesi’ne taraf olmamasından kaynaklı EP geçerliliği esnasında tarifname çevirisi iletiminin gerekmesinden kaynaklanmaktadır.

Kısa süreli uygulama ve yukarıda yer verdiğim veriler ışığında sisteme ilişkin değerlendirmemi aşağıda sunmak istiyorum:

UP sistemine talep giderek artmakta ve en çok talep AB ülkeleri ve ABD’den gelmektedir. Hızla gelişen ileri teknoloji alanındaki firmalar için çok sayıda ülkede, geniş bir pazara ulaşım, kolay, hızlı ve ekonomik bir prosedür sağlaması ve global görünürlük açısından sağladığı yararlar nedeniyle UP tercih edilmektedir. Yine de sistemin yeni olması nedeniyle çekincelerin devam ettiği de gözlemlenmektedir. Hukuki olarak ulusal mahkemeler yerine UPC’nin yetki alanında olmak ve çıkacak olumsuz bir kararın tüm pazarı kaybetmek anlamına gelmesi bazı firmalar için soru işaretleri oluşturmaktadır. Buna ek olarak, gerçekten korumaya ihtiyaç duyulan ülke sayısının az olması durumunda maliyetin aslında azalmaması ve ülkelerde patent hakkından vazgeçmenin ülke bazlı olamaması da sisteme yönelik çekinceler arasında yer almaktadır. UPC’de görülen davaların sayısının artması ve bunların sonuçları çerçevesinde içtihadın gelişmesi neticesinde ve ikinci dilde çeviri iletimi zorunluluğunun kalkmasıyla, dünya genelinde ve ülkemizde UP taleplerinin daha da artacağını şimdiden öngörmek kanaatimce mümkündür.