Skip links

Yol Yürünmeden Bilinmez”–Kişisel Tarihe Yeni Bir Not ve IPR Gezgini Ne Olacak?

Caspar David Friedrich – Wanderer above the sea of fog (1817)

* “Yola çıkan kişi nereye ulaşabileceğini, ancak yürüyüp, yolu aşıp, vararak bilebilir – yol, yürünmeden, bilinmez…

…………………

belirli bir yol arayan kişi için en büyük
tehlike, o yolu bir yerde durarak, ‘bakarak’ arayabileceğini (hatta, bulabileceğini)
sanmasıdır — çünkü, yollar bulunmaz:
yürünür; yerlerde ise, olsa olsa, durulur
— onlar, bulunur; artık, yürünmez…

yola çıkacak kişinin aşması gereken
ilk ve en önemli engel,
kendi yerleşikliğidir:
kendi yeri
— kendisidir…”

Oruç ARUOBA, Yürüme, Metis Yayınları

29 Aralık 1997 tarihinde 23 yaşında genç bir uzman yardımcısı olarak adımımı attığım Türk Patent ve Marka Kurumu‘ndaki iş yaşantım bugün sona eriyor.

Askerlik ve bir yıllık yurtdışı görevim dışında, bu süre boyunca kesintisiz olarak Kurumda görev yaptım. İlk ve tek işyerim olan Kurumun hayatımdaki yeri ve anlamı benim için çok büyük.

Kurumlar yaşayan organizmalar değil, onları canlı kılan ve ruhunu verenler içindeki kişiler, yani iş arkadaşları. En alt kademeden en üste kimseyle dargın veya küs ayrılmıyorum, tersine birçoğuyla güzel anılarımız var ve bu benim için çok önemli. Burası yeri mi bilmiyorum, ama okuyanlar varsa, tüm iş arkadaşlarıma geçen günlerimiz için buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.

İş hayatım boyunca araştıran, sorgulayan, yeni yollar arayan ve yaratan bir çalışan olmaya gayret ettim. Bu çabaların en büyük meyvesi IPR Gezgini oldu. Geldiğimiz nokta site için şu anda tatmin edici olsa da, yenilik ve geliştirme çabalarımız geleceğe yönelik olarak devam edecek.

IPR Gezgini’nde kişisel öykülerimizi yazmıyoruz, ama siteyi kuran ve senelerce yazan bir kişi olarak bugün kendime bir ayrıcalık tanıdım. Bunun bir nedeni var, okuyucularımızdan bazıları ben devletteki görevimden ayrıldıktan sonra siteye ne olacağını, sitenin ne şekilde devam edeceğini (ve hatta devam edip etmeyeceğini) merak ediyor olabilir. Takip eden satırlarda, ortaya çıkan veya çıkabilecek bu tip sorulara kısaca yanıt vereceğim.

Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan ayrılıyorum, ama fikri mülkiyet dünyasıyla mesleki ilişkim devam edecek. Bundan sonra Ankara Patent Bürosu‘nda danışman olarak çalışacağım. Bir anlamda artık masanın diğer tarafına geçiyorum.

IPR Gezgini, hepinizin bildiği gibi tamamen bağımsız, finansal destek almayan, reklama yer vermeyen, hiçbir kurum, kuruluş veya şirketle organik bağı bulunmayan, yazarların gönüllü yazdığı, bir grup fikri mülkiyet severin mesleki birikimlerini karşılık beklemeden paylaştıkları bir yapı. Yazarların hepsi mesleki profesyoneller, ama sitedeki yazı ve paylaşımları amatör ruh dediğimiz insanlık haliyle tam anlamıyla kesişiyor. Yazılı kurallarımız az olsa da, yazarlar koda uygun davranıyor ve başarımızın bir nedeni de bu kodu uygulayabilmemiz.

Kısa süre içerisinde yazılı olmayan kurallarımız yazılı hale gelecek ve bunları okuyucularımıza da duyuracağız. Buna yazılara ilişkin kurallar ve sitenin politikası da dahil olacak.

IPR Gezgini önem ve değerini, büyük ölçüde güncel, kaliteli, bağımsız ve tarafsız olmasından alıyor. Bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz. Yeni işyerim de, IPR Gezgini’nin fikri mülkiyet camiamıza katkısının bu ana ilkeler, yani bağımsızlık ve tarafsızlık çerçevesinde devam etmesini temenni ediyor ve beni bu yönde teşvik ediyor.

Sözün kısası; sitenin kurucusu olarak ben artık devlet için çalışmıyorum, ama bu durum IPR Gezgini’nin çizgisi ve ilkelerinde bir değişiklik olduğu veya olacağı anlamına gelmiyor. Fikri mülkiyet dünyamıza katkılarımız mevcut ve geliştirilecek ilkelerimiz çerçevesinde, bağımsızlık, kalite ve tarafsızlığı esas alarak devam edecek.

Böylelikle kişisel öykümde farklı bir yol seçmemin, IPR Gezgini açısından hiçbir değişikliğe yol açmayacağını açıklayabildiğimi umuyor ve tekrar kişisel boyuta geçiyorum.

Robert Frost‘un “Gidilmeyen Yol (The Road Not Taken)” şiirini ilk kez Ölü Ozanlar Derneği (Peter Weir, 1989) filminde, Mr. Keating (Robin Williams)‘den duymuştum.

Şiirin en çarpıcı bölümü sonu olsa da, bütün olarak da beni çok etkilediğini ve birçok anlamda hayatıma yön verdiğini söylemeyelim. Aşağıda çok bilinen son üç dizeye yer veriyorum, ama bütününü okumanızı da öneririm.

“ormanda yol ikiye ayrıldı, ve ben,

daha az gidilmiş olanı seçtim,

ve bütün farkı yaratan buydu.”

(two roads diverged in a wood, and i–
i took the one less traveled by,
and that has made all the difference.)

Robert Frost – The Road Not taken

Kendi hikayem bakımından, çalışma hayatına dair son seçimim de dahil olmak üzere, çok farklı, kimsenin denemediği, akılalmaz işler yaptım gibi bir iddiam kesinlikle yok. Olsaydı da abartılı bir iddia olarak kalırdı ve gerçekten fark yaratan tercihler yapanlara karşı büyük haksızlık içerirdi, zaten.

Hayatımda şu ana dek yapabildiğim ve yapmaya devam edeceğim husus, kendi konfor alanımın dışına çıkma konusunda hiçbir zaman tereddüt göstermememdir. Bence Robert Frost’un şiirde verdiği asıl mesaj da bu; tercih aşamasında bir yola karar verip, sonradan neden diğer yolu seçmedim diye hayıflanmak yararsızdır, önemli olan daha az yürünmüş olanı seçebilip, bunu bir farka dönüştürebilme yetisine sahip olmaktır.

IPR Gezgini’ni kurmak ve orada belirli ilkeleri gözeterek her konuda yazmak da, hayattaki çoğu seçimim gibi, konfor alanımdan bir çıkıştı ve bu da bir fark yarattı. Kimseye hayat dersi vermek gibi bir amacım yok, ama gene de şunu söyleyebilirim: Neden diğer yoldan yürümedim diyerek gelecekte kendinizi üzmek yerine, gerektiği anda az yürünmüş yolu tercih edin, konfor alanınızın dışına çıkın ve en azından kendiniz için bir fark yaratın. Son tahlilde, zincirlerimizden başka kaybedecek neyimiz var ki!

Yeni yazılarda buluşmak dileğiyle.

Önder Erol ÜNSAL